Özel ve aile grupları, şirket iftarları gibi vesilelerle kiralanabilecek olan teknemiz, Armada mutfağının iftar menüsünü sunuyor...
Bakınız:
RAMAZAN AYINDA ARMADA OTEL’DEN DÖRT ÖZEL SEÇENEK!
Kurulduğu 1994’den beri İstanbul yaşam kültürünü sahiplenen, koruyan ve yaşatan Armada Otel, Ramazan ayında konuklarına dört özel seçenek sunuyor: “Teras’ta İftar”, “Armada Gezi Teknesi’yle Haliç ve Boğaziçi’nde İftar”, “Armada Otel’de Konaklamalı Ramazan Paketi” ve “ Eataly’de Armada İftar Sofrası”…
Kurulduğu 1994’den beri İstanbul usulü iftar sofralarını canlandırıp yaşatan Armada Otel bu yıl 6 Haziran’da başlayacak Ramazan için dört ayrı program hazırladı:
“Armada Teras’ta İftar”
Armada Otel, İstanbul’un tarihi merkezinde, Sultanahmet Camii, Ayasofya, Marmara Denizi’ne hakim manzarası ile lezzetli ve sağlıklı iftar menüsünü açık havada, canlı ud müziği eşliğinde sunmaya bu yıl da devam edecek. İstabulda yaz Ramazan’larının ferahlatıcı ve klasik iftar adresi Armada Teras’ta iftar fiyatı 95.-TL/kişi.
“Tekne’de İftar”
Armada Gezi Teknesi, Teras’ta İftar menüsünü, İstanbul’un en önemli ve tarihi camilerinin sıralandığı Haliç ve sonra Boğaziçi’nde seyir halindeyken ikram edecek. Armada Gezi Teknesi ile aile, şirket, arkadaş gruplarına özel 2,5 saatlik deniz turu ve iftar yemeği benzersiz bir deneyim vaad ediyor.
“Armada Otel’de Konaklamalı Ramazan Paketi”
Ramazanı, eski İstanbul’un tarihi merkezinde doyasıya yaşamak isteyenler, gece Armada’da kalarak, Teras’ta iftar ve Havuzlu Kahve’de sahur yemeği alabilecek. Armada’nın konaklamalı Ramazan paketini alanlar, ayrıca, otele yürüyüş mesafesindeki Dede Efendi Evi, Küçük Ayasofya’da Mimar Sinan eseri, kalem işleri ve çinileriyle meşhur Sokullu Mehmet Paşa Camii ve eski Ramazan geleneklerinin canlandırıldığı Sultanahmet’i kolayca ziyaret edebilecek, isteyenler Teravih namazlarını tarihi camilerde kılabilecek. Armada’nın “Konaklamalı Ramazan” paketi, çift kişilik odada kişi başı 150.-TL.
“Armada Otel, Geleneksel İftar Sofrası ile Eataly ‘de”
Ramazan ayı boyunca Armada Otel, lezzet arayanların buluşma merkezi Eataly İstanbul’a konuk oluyor. 6 Haziran’dan itibaren ArmadaOtel’in geleneksel iftar sofrasının birbirinden lezzetli tatları Eataly misafirlerini bekliyor. Eataly’de Armada İftar fiyatı kişi başı 95 –TL.
ARMADA OTEL 2016 İFTAR MENÜSÜ
İftar boyunca masalarda: ''Armada Semaverleri''nden demleme "Çay'' ve Soğuk ''Ahırkapı Şerbeti''. Günün Çorbası: Her gün dönüşümlü olarak hazırlanan Bademli Patlıcan Çorbası, Taze Naneli Domates Çorbası veya Vezir Çorbası. İftarlıklar: Hurma, Siyah Zeytin, Yeşil Zeytin, Bal, Buzda Tereyağı, Armada Mutfağında Yapılmış Reçel Çeşitleri, Tahin-Pekmez, Sucuk, Pastırma, Beyaz Peynir, Kaşar ve Tulum Peynirleri, Zeytinyağlı Sarma, Domates ve Salatalık, Yeşil Biber. Zeytinyağlı Yemek: İmam Bayıldı.Sıcak İftarlık: Yoğurt Soslu Sebzeli Tepsi Böreği. Ana Yemek Seçenekleri: "İç Pilavlı Kuzu Tandır'' veya "İç Pilavlı Piliç Topkapı” veya "Dana Etli Hünkâr Beğendi''. Tatlı:Güllaç veya Vişneli Ekmek Kadayıfı.
Tatlı Masasında: Tel Kadayıf, Şekerpare, Fırın Sütlaç, Peynir Tatlısı, Pişmaniye, Cezerye ve Mevsim Meyveleri. Armada İkramı: Dondurma arabasında ev yapımı "Tahinli Dondurma"...
Ayrıntılı bilgi ve Rezervasyon: Armada Otel: 0212 455 44 55 | 0212 455 44 71-72 - iletisim@armadateras.com
Armada Gezi Teknesi: 0530 382 0163 - fdagli@armadageziteknesi.com
Web: www.armadateras.com - www.armadageziteknesi.com
http://www.armadahotel.com.tr/i/bulletins/2016/armada-iftar-2016.html
14 Haziran 2016 Salı
29 Mayıs 2016 Pazar
Boğaz'da Yelken Yarışı, Teknemizde Kahve Keyfi!
28 Mayıs 2016, Cumartesi günü, İstanbul Boğazı şenlikli bir spor etkinliğine evsahipliği yapıyordu.
26-29 Mayıs tarihlerindeki “Turkcell Platinum Bosphorus Cup” Boğaziçi Etabı!
Yarışa 30 ülkeden 100 tekne ve 1000 sporcu katılmıştı. Armada Gezi Teknesi de "Nespresso"tarafından kiralanmıştı ve Kahve Keyfi Teknesi olarak rolünü oynuyordu!
Bu etkinlikle ilgili ayrıntılı haber dostumuz Seher Aybek'in "Tourism Life in Turkey" yayınında!
Öte yandan gurme yazar Nilay Örnek de olayı Gümüşsuyu'ndaki evinin balkonundan tesbit edip katılmış, teknemizi de ilk keşfedenlerden olmuş. İşte tatlı üslubuyla olayı anlatımı ve fotoğrafı:
Instagram / Nilay Ornek
26-29 Mayıs tarihlerindeki “Turkcell Platinum Bosphorus Cup” Boğaziçi Etabı!
Yarışa 30 ülkeden 100 tekne ve 1000 sporcu katılmıştı. Armada Gezi Teknesi de "Nespresso"tarafından kiralanmıştı ve Kahve Keyfi Teknesi olarak rolünü oynuyordu!
Bu etkinlikle ilgili ayrıntılı haber dostumuz Seher Aybek'in "Tourism Life in Turkey" yayınında!
Öte yandan gurme yazar Nilay Örnek de olayı Gümüşsuyu'ndaki evinin balkonundan tesbit edip katılmış, teknemizi de ilk keşfedenlerden olmuş. İşte tatlı üslubuyla olayı anlatımı ve fotoğrafı:
Instagram / Nilay Ornek
5 Ağustos 2015 Çarşamba
Türkiye'de Yaşayan bir Pakistanlı Blogger Gözünden Mavi Ay Turu...
31 Temmuz 2015 akşamı yaptığımız Haliç'te Mehtap Turu'na katılan bir Pakistanlı bir konuğumuz, izlenimlerini Rare Mirror başlıklı blogunda paylaşmış. Görmek isterseniz aşağıdaki resmi tıklayınız:
| Rare Mirror blogunda Armada Gezi Teknesi |
Bu arada... Aynı ay içinde 2 kere dolunay olduğunda ikincisine "Blue Moon"; "Mavi Ay" deniyor... Nedeni ayın mavi olması değil! "Blue" İngilizcede "ender görülen" anlamına da geldiği için! Çünkü bu durum 100 yılda sadece 5 kere görülen bir şey...
8 Haziran 2015 Pazartesi
Haliç'te Mehtap Turu
Armada Gezi Teknesi, her ay dolunay günü Boğaza kısa bir turdan sonra Haliç'te ayışığı seyrettiriyor!
Dostumuz Seher Aybek son gezinin izlenimlerini yazmış:
"Mehtaplı Geceler Bizleri Bekler!"
Dostumuz Seher Aybek son gezinin izlenimlerini yazmış:
"Mehtaplı Geceler Bizleri Bekler!"
15 Kasım 2013 Cuma
Teknemizin Güzel Konuğu: Kate Moss!
Vogue US, Aralık 2013 sayısında "İpek Yolu" genel başlığı altında İstanbul'a 12 sayfa yer verdi… Kate Moss ve ekibinin İstanbul içindeki ulaşım ve gezilerinde Armada Gezi Teknesi tercih edilmişti…
2013 Eylül ayında, dünyaca ünlü model Kate Moss ve ödüllü oyuncu Chiwetel Ejiofor, Amerikan Vogue dergisi için çekimler yapmak üzere İstanbul’da idiler. Türkiye’nin kültürel zenginliklerine vurgu yapan ve üç günde tamamlanan çekim boyunca Kate Moss, İstanbul trafiğinde zaman kazanmak için bütün çekim mekânlarına Armada Gezi Teknesi ile gidip geldi…Ayrıca, iki akşam yemeği için, Kate Moss'u, fotoğraf çekim ekibini ve dünyacı ünlü moda fotoğrafçısı Mario Testino'yu kaldıkları otelden alıp Boğaz'a götürüp getiren de yine Armada Gezi Teknesi idi…
22 Eylül'de Ahırkapı açıklarında teknede fotoğraf çekimi yapıldı. Burada Vogue dergisi için olduğu kadar, bizim için de önemli olan tekneden tarihi yarımadanın görüntülenmesi idi. Nitekim o günkü çekimlerden fonda tarihi yarımadanın göründüğü kare (yukarıda sağ üst köşede), ilk resim olarak kullanılmış ve "Sail Into Sunset"; "Günbatımına Doğru Seyir" başlığı ile yayımlanmış…
22 Eylül günü yapılan tekneli çekimler boyunca Kate Moss ve ekibi, Armada tarafından hazırlanan 5 çayını ve özellikle unsuz çikolatalı keki çok beğendi. Aynı günün akşamı ise yine Armada Gezi Teknesi devredeydi, bütün ekip Boğaz'a Kandilli'de yapılan bir partiye götürüldü. Çekimin son günü yapılan bu seyir, aynı gece şampanya eşliğinde teknede yapılan kutlama ile son buldu…
(Derginin orijinalini ve fotoğrafların bir kısmını daha yakından görmek için Vogue US sayfasını tıklayabilirsiniz! Yukarıdaki resimlerde, sol alt köşede de ekibe başından sonuna kadar eşlik eden Tekne'mizin Koordinatörü Funda Dağlı ile çekilen "Tekne Hatırası" görülüyor!)
1 Ağustos 2013 Perşembe
Teknemiz TÜRSAB Dergi'de!
TÜRSAB -Türkiye Seyahat Acentaları Birliği'nin yayın organlarından TÜRSAB Dergi, Temmuz 2013 sayısında Armada Gezi Teknesi'ne tam 4 sayfa ayırmış... Tenezzüh teknelerinin Boğaziçi kültüründeki yeri ve öneminden başlayarak günümüz İstanbul'undaki kültürel karmaşaya varan içerik, bu teknenin tasarımındaki özellikleri çok daha güzel ortaya çıkarıyor...
Dergiyi ve bu ilginç haberi çevrimiçi okumak isterseniz lütfen tıklayın.
Teşekkürler TÜRSAB!
17 Temmuz 2013 Çarşamba
1 Yaşına Bastım!
8 Temmuz 2013 Pazartesi
6 Mart 2013 Çarşamba
Eski İstanbul'un Denizlerinde Ulaşım Nasılmış?
Bizim Tekne'den söz ederken, "Şirket-i Hayriye"ye de sıkça gönderme yaparız... "İstanbul Kültür Mirası ve Kültür Envanteri" projesi, "İstanbul'da Ulaşım" bölümünde bu konuyu da ayrıntılı kapsama almış. Gezi ya da "tenezzüh" teknelerine de değinilmiş doğal olarak:
"... Şirket 1920’li yılların sonundan itibaren halkın Boğaziçi’ne olan talebini arttırmak ve yaz kış Boğaziçi’nde oturmasını teşvik etmek için birtakım girişimlerde bulundu. Yüzme havuzu ve canlı balık lokantası açması, ferah ve rahat vapurlarla mehtaplı gecelerde uzak iskelelere yemekli, müzikli geziler düzenlemesi, bu gezilere çeşitli ve ünlü ses ve saz ustalarının katılımını sağlaması..."
Ama yalnız deniz ulaşımı değil, karadaki durum da çok ilginç. Okumak isterseniz bağlantı şurada!
"... Şirket 1920’li yılların sonundan itibaren halkın Boğaziçi’ne olan talebini arttırmak ve yaz kış Boğaziçi’nde oturmasını teşvik etmek için birtakım girişimlerde bulundu. Yüzme havuzu ve canlı balık lokantası açması, ferah ve rahat vapurlarla mehtaplı gecelerde uzak iskelelere yemekli, müzikli geziler düzenlemesi, bu gezilere çeşitli ve ünlü ses ve saz ustalarının katılımını sağlaması..."
Ama yalnız deniz ulaşımı değil, karadaki durum da çok ilginç. Okumak isterseniz bağlantı şurada!
22 Aralık 2012 Cumartesi
Armada Gezi Teknesi Kışın da Seferde!
Tekne zevki yaz kış dinlemiyor. Boğazı yakından görmek isteyen bir grup Fransız gezginin geçen gün Armada 1 ile yaptığı turda olduğu gibi...
21 Aralık 2012 Cuma
"Istanbul Daily Secret"in Bugünkü Sırrı: "Armada 1"
Her gün İstanbullulara -Ankara, İzmir, Bodrumlulara ve uluslararası versiyonunda başka dillerde başka şehirlilere de- şehrin bir sırrını fısıldayıp, özel ve güzel ipuçları paylaşan bir yayın var: "Daily Secret Istanbul"!
İşte bugün de teknemizi şöyle fısıldamış meraklıların kulağına:
İşte bugün de teknemizi şöyle fısıldamış meraklıların kulağına:
Armada 1
Seyrüsefer
Asya ile Avrupa'nın tam ortasındaydık. Rüzgar yüzümüze doğru serin eserken, diğer uçtan seyir terasına enfes kokular taşıyordu. Zamanın geldiğini anlayıp, elimizdeki şampanya kadehleriyle salondaki yerlerimize geçmeye başladık. Bir arkadaşımızın doğum günü vasıtasıyla keşfettiğimiz Armada 1, Boğaz'ı güzel bir yemekle bir araya getiren şık bir gezi teknesi. Üstelik rotalar bununla da sınırlı değil. Eski İstanbul'un tenezzüh tekneleri incelenerek tasarlanan bu tekneyle dilerseniz Haliç'in tarihi kıyılarını aşın, dilerseniz de Adalar'a doğru bir tura çıkın. Seçeceğiniz menü ne olur bilmiyoruz ama bizim o akşam için tercihimiz "Çilingir 4"tü. Kahvaltıya da geleceğimiz aşikar. Pupa yelken!
Not: İletişim ve rezervasyon için Armada 1'den Funda Hanım'la irtibata geçebilirsiniz. Kendisinin cep telefonu numarası 0 530 381 01 63.
3 Aralık 2012 Pazartesi
InStyle Home Dergisi Aralık 2012 Sayısından...
InStyle Home Dergisi, Aralık 2012 sayısında Dekoratör Merzuka İmrahor Dubrule tarafından Armada Gezi Teknesi'nde verilen çok seçkin daveti konu ediyor...
19 Kasım 2012 Pazartesi
Antonio Sabato, Armada'da ve Armada Gezi Teknesi'nde
Çek aristokrasisine mensup bir anne ve İtalyan aktör bir babanın ABD'de yetişmiş, eski manken ve aktör, 1972 doğumlu oğulları Antonio Sabato, geçtiğimiz hafta hem Armada Otel'in hem de teknemizin konuğuydu.
Sabato'nun Türkiye'ye geliş nedeni, sanatçı Emre Ertürk'ün dünyada nesli tükenen kaplanların korunmasına ve down sendromlu genç Türk sporculara destek vermek amacıyla yarattığı iki eserin satışa çıkarıldığı "Tiger & The Kid Party"'de manevi evsahipliği içindi.
İstanbul'da kaldığı üç gün boyunca Armada Otel'de konaklayan Sabato, tarihi merkeze, Ahırkapı'ya, Armada'ya ve özellikle Teras'ın manzarasına hayran kaldığını ve önümüzdeki yıl bu kez ailesiyle birlikte tekrar gelmek istediğini belirtti.
Armada Gezi Teknesi'ni de çok beğenen Antonio Sabato, 15 Kasım 2012'de yabancı basına dönük olarak yapacağı basın toplantısını da teknemizde düzenledi.
![]() |
| Antonio Sabato ve Kasım Zoto Armada Teras'ta... |
![]() |
| Sabato (en sağda) menajerleriyle birlikte Teras'ta yemekte... |
![]() |
| (Üstte ve allta) Köpeği Jack ile birlikte Ahırkapı Sokak'ta... |
Antonio, Armada Gezi Teknesi'nde
4 Kasım 2012 Pazar
"Rotamız Cumhuriyet"! Teknenin ilk, Cumhuriyet'imizin 89. Yıldönümü...
Son yıllarda Cumhuriyet Bayramı akşamlarında İstanbul, Boğaziçi Köprüsü'nde görkemli havai fişek gösterileri yapılmaya başlanması ve herkesin bunu yakından görmek istemesi üzerine Armada Otel, 29 Ekim'lerde yapageldiği geleneksel sivil Cumhuriyet balosunu bundan iki yıl önce "Bu Sefer Denizden" diyerek denize taşımıştı...
"O sefer", kiralık bir tekne kullanılmıştı.
2011 Cumhuriyet Bayramı Van Depremi nedeniyle sessiz kutlandı.
2012; "89." yıldönümünde ise aynı coşku tekrar yaşanacaktı...
Bu yüzden "Bu sefer", Boğaziçi'ne "Rotamız Cumhuriyet" diyerek kendi teknesiyle açıldı Armada... Bir taraftan da karada, Armada Salon'da tangolarla kutlama yapıldı...
Katılan herkes, "Bu coşku hiç eksilmesin" diyordu...
| "BU SEFER DENİZDEN" 29 Ekim 2010 |
"O sefer", kiralık bir tekne kullanılmıştı.
2011 Cumhuriyet Bayramı Van Depremi nedeniyle sessiz kutlandı.
2012; "89." yıldönümünde ise aynı coşku tekrar yaşanacaktı...
Bu yüzden "Bu sefer", Boğaziçi'ne "Rotamız Cumhuriyet" diyerek kendi teknesiyle açıldı Armada... Bir taraftan da karada, Armada Salon'da tangolarla kutlama yapıldı...
Katılan herkes, "Bu coşku hiç eksilmesin" diyordu...
![]() |
| "Armada 1" Boğaziçi'nde... 29 Ekim 2012 |
19 Ekim 2012 Cuma
La Cucina Italiano Dergisinden...
"La Cucina Italiano"!
Yayıncısının "Dünyanın en çok okunan İtalyan yemek dergisi" olarak nitelediği Dergi'nin Ekim 2012 sayısında Armada Gezi Teknesi de bir haber olarak yer almış...
Görüntü olarak Armada'nın abonelerine tekneyi haber vermek için yolladığı e.bültendeki fotoğrafı kullanmışlar...
Şurada da bu Derginin Türkçe FaceBook sayfası var: La Cucina Italiano . Buraya yüklenen resimler harika! Aç karnına bakılmaması tavsiye edilir!
3 Ekim 2012 Çarşamba
"Philosofia" Blogundan: "Bosporus Deluxe"!
| Armada Gezi Teknesi'nden Boğaziçi... Fotoğraf: Innes Adam Welbourne |
"...A few weeks back I spent some time in front of the camera instead of behind it touring around the Sea of Marmara and up and down the Bosporus. It was quite an experience and a nice way to earn some money, especially when being on the water was a lot more comfortable than being immersed in the dense heat of the city streets. The Bosporus really is this city’s spiritual life source. It never gets tiring being on the sea, whatever type of vessel you’re on. However, I have to say, this particular one was the finest I’ve had the pleasure of being aboard, incredibly comfortable, and tastefully appointed. It had all the old school charm in its design that I’d want if I was fortunate enough to be able to afford such a craft. Despite being perfectly happy aboard a vapur on the Bosporus you can imagine how nice it felt to be at the other end of the spectrum..."
İçeriğin tamamı burada!
2 Ekim 2012 Salı
Deniz Dedeal ile Söyleşi...
Armada Gezi Teknesi'nin İç Mekan Tasarımını yapan Sayın Deniz Dedeal'a bazı sorular sorduk... Yanıtlarını aşağıda paylaşıyoruz... Teşekkürler Deniz Hanım!
-Sayın Dedeal, bir mimar olarak mesleğinizin ilk yıllarında yapı tasarımı ile uğraştığınızı biliyoruz. Peki, "yat tasarımı" nasıl gündeminize girdi?
Öğrenciliğimin ilk yıllarından itibaren 2000 yılına kadar yapı tasarımıyla uğraştım. Konut, iş merkezi ve otel projeleri, rölöve-restorasyon projeleri ..vs. 1999 yılında yaşanan ekonomik kriz nedeniyle proje ve tasarım yöneticiliğini yaptığım inşaat firması yapı inşasını bırakıp yat üretimi yapmaya karar verdi. Tabii bu durup dururken olmadı, firma sahibinin kendisi için yaptırdığı özel üretim yatlar yüksek fiyatla alıcı bulunca kriz döneminde bir çıkış noktası olarak görüldü. Yatlarla tanışmam bu vesileyle oldu.
Tuzla’da 2007 yılına kadar tasarımcı ve proje yöneticisi olarak görev yaptığım Vicem Yacht firması kuruldu. Firmada ilk başta mevcut projeler üzerinden üretim yapılıyordu. Yaklaşık 2 senelik bu süre benim için yat tasarımı ve imalatı konusunda yeni bir merak süreci olarak tanımlanabilir. Daha sonra mimarlık mesleğinin deneyim ve sistemlerini adım adım bu sürecin geliştirilmesi için kullanmaya başladım, oranlar, tipler değişti çeşitlendi, mekânların daha verimli kullanılması, çok fonksiyonlu mobilyalar, mekanik sistemlerin kullanım alanlarıyla entegrasyonu…vs. Bu yeni dokunuşlar alıcıdan da çok ilgi gördü ve Vicem yatları yurtdışında, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde takip edilen ve aranan bir marka haline dönüştü. 2007 yılından sonra ise hem akademik eğitim süreci hem de yat tasarımı / imalatı sürecine bağımsız olarak devam ettim, suya inen teknelerimin sayısı 70’e yaklaştı.
-Mimarlıkla yat tasarımı arasındaki ilişki nedir?
Mimarlık çok geniş yelpazeli bir eğitim disiplinidir. Sanatı, mühendisliği ve bilimi bünyesinde barındırır. M.Ö. 1. Yüzyılda yaşamış olan Romalı mimar Vitruvius mimarlığı şu üç olguyla tanımlar: Sağlamlık, kullanışlılık ve güzellik. İşte bu üç olgu yat tasarımının da ABC’sini oluşturur. Her iki alanda da esas ortak öge ise insandır. İnsan için en doğru, uygun ve konforlu mekânı tasarlamaktır. Bunun yanında Yat tasarımı Mimarlık, Endüstri ürünleri tasarımı ve İç mimarlıktan oluşan tasarım disiplinlerinin ve Gemi inşa Mühendisliğinin ortak çalışma alanındadır.
Köken olarak baktığımızda konut ve teknenin tarihlerinin de örtüştüğünü görürüz. Yaşam çevresinde bulunan malzeme ve geliştirdikleri tekniklerle kendisi için ev yapmaya başlayan insanoğlu aynı teknikleri kullanarak tekne yapımına da başlamıştır. Bu 400 bin yıllık bir tarihi içerir ki tekerleğin icadının günümüzden yaklaşık 5.000 yıl önce olduğu hatırlanırsa teknelerin insanla olan birlikteliği diğer taşıtlardan çok daha uzun süreli bir beraberliktir.
-Yat tasarımcıları genellikle nasıl bir eğitim alırlar?
Yat tasarımı tek başına bir eğitim değildir. Bir yetkinlik ve ilgi alanıdır. Kişinin önce mimarlık, iç mimarlık, endüstri ürünleri tasarımı gibi ana disiplinlerde eğitimini tamamlaması, tasarımın temel ilkelerini öğrenmesi gereklidir. Bu mesleki yeterlilik kazanıldıktan sonra üzerine eklenecek bir yat tasarımı eğitimi çok daha yerine oturmuş olacaktır. Yurtdışında bu 2 yıllık master eğitim programları veya benzer ya da daha kısa süreli eğitim programları şeklinde yürütülmektedir. Şu anda eşimle birlikte Yeditepe Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nde “Yat Tasarımı” olarak 2 dönemlik bir ders programı yürütmekteyiz. Yine görevli olduğum MSGSÜ Mimarlık Fakültesi, Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nde 2 yıllık bir yat tasarımı yüksek lisans programı hazırlığı var, umarım yakın zamanda uygulamaya geçer. Mesleki eğitimlerini tamamlayan tasarımcılar bu konuda çeşitli ülkelerdeki programlara katılabilecekleri gibi, asıl olan tersanede işin mutfağında eğitimlerini pekiştirmeleridir.
-Günümüz Türkçesinde "vapur, gemi" ve "kayık" dışında suda hareket eden hemen her türlü araca "tekne" deme eğilimi var. Deniz kültürünün de erozyona uğramış olmasının bunda payı olduğunu düşünür müsünüz? "Tekne"yi "yat", "kotra" ve diğerlerinden ayırdedici özellik nedir? Kaç temel kategori söz konusu?
Tekne kelimesi deniz araçlarında “gövde”, “hull” denilen kabuk kısmının tarifidir. En basit, sade şeklini kayıkta görebiliriz, kayık tamamen bir teknedir. Yatların da, gemilerin de yüzen kısmı yani ana yapısına "tekne" denir. Köken olarak kelimenin “içi oyuk, geniş kap” şeklini kabul edebiliriz, ekmek teknesi gibi. Yani “tekne” aslında ana yapıyı tanımlayan bir tabir ve bu şekilde kullanmakta bir yanlış yoktur.
* * * * * * *
| Deniz Dedeal |
Öğrenciliğimin ilk yıllarından itibaren 2000 yılına kadar yapı tasarımıyla uğraştım. Konut, iş merkezi ve otel projeleri, rölöve-restorasyon projeleri ..vs. 1999 yılında yaşanan ekonomik kriz nedeniyle proje ve tasarım yöneticiliğini yaptığım inşaat firması yapı inşasını bırakıp yat üretimi yapmaya karar verdi. Tabii bu durup dururken olmadı, firma sahibinin kendisi için yaptırdığı özel üretim yatlar yüksek fiyatla alıcı bulunca kriz döneminde bir çıkış noktası olarak görüldü. Yatlarla tanışmam bu vesileyle oldu.
Tuzla’da 2007 yılına kadar tasarımcı ve proje yöneticisi olarak görev yaptığım Vicem Yacht firması kuruldu. Firmada ilk başta mevcut projeler üzerinden üretim yapılıyordu. Yaklaşık 2 senelik bu süre benim için yat tasarımı ve imalatı konusunda yeni bir merak süreci olarak tanımlanabilir. Daha sonra mimarlık mesleğinin deneyim ve sistemlerini adım adım bu sürecin geliştirilmesi için kullanmaya başladım, oranlar, tipler değişti çeşitlendi, mekânların daha verimli kullanılması, çok fonksiyonlu mobilyalar, mekanik sistemlerin kullanım alanlarıyla entegrasyonu…vs. Bu yeni dokunuşlar alıcıdan da çok ilgi gördü ve Vicem yatları yurtdışında, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde takip edilen ve aranan bir marka haline dönüştü. 2007 yılından sonra ise hem akademik eğitim süreci hem de yat tasarımı / imalatı sürecine bağımsız olarak devam ettim, suya inen teknelerimin sayısı 70’e yaklaştı.
| Dedeal tersanede... |
Mimarlık çok geniş yelpazeli bir eğitim disiplinidir. Sanatı, mühendisliği ve bilimi bünyesinde barındırır. M.Ö. 1. Yüzyılda yaşamış olan Romalı mimar Vitruvius mimarlığı şu üç olguyla tanımlar: Sağlamlık, kullanışlılık ve güzellik. İşte bu üç olgu yat tasarımının da ABC’sini oluşturur. Her iki alanda da esas ortak öge ise insandır. İnsan için en doğru, uygun ve konforlu mekânı tasarlamaktır. Bunun yanında Yat tasarımı Mimarlık, Endüstri ürünleri tasarımı ve İç mimarlıktan oluşan tasarım disiplinlerinin ve Gemi inşa Mühendisliğinin ortak çalışma alanındadır.
Köken olarak baktığımızda konut ve teknenin tarihlerinin de örtüştüğünü görürüz. Yaşam çevresinde bulunan malzeme ve geliştirdikleri tekniklerle kendisi için ev yapmaya başlayan insanoğlu aynı teknikleri kullanarak tekne yapımına da başlamıştır. Bu 400 bin yıllık bir tarihi içerir ki tekerleğin icadının günümüzden yaklaşık 5.000 yıl önce olduğu hatırlanırsa teknelerin insanla olan birlikteliği diğer taşıtlardan çok daha uzun süreli bir beraberliktir.
| Deniz Hanım ve kızı Nilüfer, "Armada 1" güvertesinde... |
Yat tasarımı tek başına bir eğitim değildir. Bir yetkinlik ve ilgi alanıdır. Kişinin önce mimarlık, iç mimarlık, endüstri ürünleri tasarımı gibi ana disiplinlerde eğitimini tamamlaması, tasarımın temel ilkelerini öğrenmesi gereklidir. Bu mesleki yeterlilik kazanıldıktan sonra üzerine eklenecek bir yat tasarımı eğitimi çok daha yerine oturmuş olacaktır. Yurtdışında bu 2 yıllık master eğitim programları veya benzer ya da daha kısa süreli eğitim programları şeklinde yürütülmektedir. Şu anda eşimle birlikte Yeditepe Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nde “Yat Tasarımı” olarak 2 dönemlik bir ders programı yürütmekteyiz. Yine görevli olduğum MSGSÜ Mimarlık Fakültesi, Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nde 2 yıllık bir yat tasarımı yüksek lisans programı hazırlığı var, umarım yakın zamanda uygulamaya geçer. Mesleki eğitimlerini tamamlayan tasarımcılar bu konuda çeşitli ülkelerdeki programlara katılabilecekleri gibi, asıl olan tersanede işin mutfağında eğitimlerini pekiştirmeleridir.
-Günümüz Türkçesinde "vapur, gemi" ve "kayık" dışında suda hareket eden hemen her türlü araca "tekne" deme eğilimi var. Deniz kültürünün de erozyona uğramış olmasının bunda payı olduğunu düşünür müsünüz? "Tekne"yi "yat", "kotra" ve diğerlerinden ayırdedici özellik nedir? Kaç temel kategori söz konusu?
Tekne kelimesi deniz araçlarında “gövde”, “hull” denilen kabuk kısmının tarifidir. En basit, sade şeklini kayıkta görebiliriz, kayık tamamen bir teknedir. Yatların da, gemilerin de yüzen kısmı yani ana yapısına "tekne" denir. Köken olarak kelimenin “içi oyuk, geniş kap” şeklini kabul edebiliriz, ekmek teknesi gibi. Yani “tekne” aslında ana yapıyı tanımlayan bir tabir ve bu şekilde kullanmakta bir yanlış yoktur.
* * * * * * *
NAVIGA Dergisinde Armada Gezi Teknesi...
NAVIGA Dergisi Ekim 2012 sayısından:
Aynı konu, sonradan Habertürk'de de konu olmuş:
HABERTÜRK, Tuba Noyan
HABERTÜRK, Tuba Noyan
28 Eylül 2012 Cuma
Teknemiz Habertürk TV'de!
![]() |
| Yayın kopyası için lütfen tıklayınız! |
12 Eylül 2012 Çarşamba
Başkan'ın Kişisel Blogundan: "Artık İstanbul Denizlerindeyiz"
Armada Yönetim Kurulu Başkanı Kasım Zoto, kişisel blogunda -üçüncü- bebeği gibi önem verdiği "Armada Gezi Teknesi"nden şimdiye kadar sadece bir kere; 2012 Ocak ayında sözetmiş, "İnşallah mahcup olmam" diye de sözünü bitirmişti.
O gün bugündür o blogda bir daha bu konuya değinmedi. Başka konulara da! Çünkü bütün dikkatini tekne konusunda yoğunlaştırmıştı.
Tıpkı bir bebeğin dünyaya gelişi gibi 9 ay 10 gün sonra bu konuda yeniden birşeyler paylaşmış.
Buyrun, okuyun!
"...Bu kadar zamandır yeni bir şey yazamamamın nedeni tam da bu işte... Teknenin doğumu!
Önce kendimize sonra İstanbul'a ve İstanbulseverlere mahcup olmamak için gerçekten çok uğraştık. En sonunda Temmuz ayında "Armada Gezi Teknesi", nam-ı diğer "Armada 1"i başarıyla suya indirdik. Böyle bir tekneyi önce kendi içimize sindirmek sonra da sizlere beğendirmek için, bizi iyi tanıyanlarınız ne kadar ince eleyip sık dokuduğumuzu tahmin edecektir. Gerçi, mutlaka her eserde olduğu gibi sonuçta ortaya çıkan bu işin de eksiklikleri ya da başka türlü daha da güzel olabilecek yanları vardır. Ama tekne genel olarak beğenildi ve bu da bizi çok mutlu etti. "
Devamı burada: Başkanın Web Günlüğü: Artık İstanbul Denizlerindeyiz!
O gün bugündür o blogda bir daha bu konuya değinmedi. Başka konulara da! Çünkü bütün dikkatini tekne konusunda yoğunlaştırmıştı.
Tıpkı bir bebeğin dünyaya gelişi gibi 9 ay 10 gün sonra bu konuda yeniden birşeyler paylaşmış.
Buyrun, okuyun!
"...Bu kadar zamandır yeni bir şey yazamamamın nedeni tam da bu işte... Teknenin doğumu!
Önce kendimize sonra İstanbul'a ve İstanbulseverlere mahcup olmamak için gerçekten çok uğraştık. En sonunda Temmuz ayında "Armada Gezi Teknesi", nam-ı diğer "Armada 1"i başarıyla suya indirdik. Böyle bir tekneyi önce kendi içimize sindirmek sonra da sizlere beğendirmek için, bizi iyi tanıyanlarınız ne kadar ince eleyip sık dokuduğumuzu tahmin edecektir. Gerçi, mutlaka her eserde olduğu gibi sonuçta ortaya çıkan bu işin de eksiklikleri ya da başka türlü daha da güzel olabilecek yanları vardır. Ama tekne genel olarak beğenildi ve bu da bizi çok mutlu etti. "
Devamı burada: Başkanın Web Günlüğü: Artık İstanbul Denizlerindeyiz!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



























